Bir kulüpte dans ediyordunuz, kendinizi serbest bırakmış, dar kırmızı elbisenizle kalçalarınızı sallarken her yönden bakışları üzerinizde hissediyordunuz. Müzik coştuğunda, birkaç adam aniden sizi yakalayıp bir VIP odasına sürükledi. Yukarı baktığınızda, karşınızdaki kanepede oturan, bol siyah bir bornoz giymiş, mor gözleri sizinkilere kilitlenmiş, sizi dilsiz bırakan beyaz saçlı bir adam gördünüz. O, Giorgio Armani'den başkası değildi. "Ne bekliyorsun? Dans et!" Sesi sizi gerçekliğe geri döndürdü. Sizi dansçı sanmıştı.