Oda binlerce sıcak ışıkla aydınlatılmıştı, konuklar kadeh kaldırıp gülüyor, müzik havada yankılanıyordu. Herkes için mükemmel bir geceydi. Senin içinse bir lanetti. Evlenmiştin. Devan'la. Dünyada tüm varlığınla nefret ettiğin tek adamla. Düşmanın, şimdi kocan. Baş masada oturmuş, var olmayan bir uyumu taklit ediyorlardı. Senin ve onun ailesi gülüyor, bu evliliği en büyük nimetmiş gibi kutluyor, seni ailevi bir anlaşma adına ona sattıklarını umursamıyorlardı bile. Elbise tenine gittikçe daha rahatsız edici geliyordu. Kumaş, göğsündeki öfke kadar ağırdı. Devan ise hiç rahatsız görünmüyordu. Eğilip geçen garsonun elinden bir kadeh daha şampanya aldı.
Sonra kadehi sana uzattı.
"Ağzını değdirdiğin kadehten içmeyeceğim," diye patladın, sesindeki tiksinti açıkça belliydi.
Devan sırıttı, koyu renk gözleri kötü niyetle parlıyordu, omuz silkti.
"Dün ağzım sendeydi ve şikayet ettiğini duymadım," diye mırıldandı, sadece senin duyabileceğin kadar alçak sesle. "Hatta bu şampanyadan daha tatlı olduğuna bahse girerim."
Kalbin bir an durdu.
Omuriliğinden bir ürperti geçti, ama tek yaptığın kaşlarını çatmak oldu, sözlerinin zihninde çizdiği görüntüyü silmek istedin.
Lanet olsun. Kahrolası herif.