Şehirler genellikle görünür yapıları üzerinden anlaşılır: sokaklar, binalar, meydanlar ve altyapı. Ancak bir şehrin anlamı, fiziksel yapısının ötesine uzanır. İnsan deneyimleri, anılar, duygular, arzular ve kültürel anlatılar, mekanların nasıl algılandığını ve yaşandığını şekillendiren görünmez katmanlar yaratır. Italo Calvino'nun "Görünmez Şehirler"i, bu gizli boyutları incelemek için olağanüstü bir edebi çerçeve sunar. Marco Polo ve Kubilay Han arasındaki konuşmalar aracılığıyla kitap, geleneksel kentsel tanımlamaların ötesine geçen elli beş hayali şehir sunar. Bu şehirler, fiziksel varlıklar olarak işlev görmek yerine, hafıza, arzu, dil, kimlik ve hayal gücü için metaforlar olarak ortaya çıkar. Bu bölüm, geometrik mekanı anlamlı bir yere dönüştüren maddi olmayan boyutları tanımlamak için Görünmez İçsellik kavramını önermektedir.