Sonuç olarak, bu çalışma sadece iç mimari alanında önerilen bir yöntem değil, aynı zamanda tasarımın "ruhunu" arayan entelektüel bir manifesto niteliğindedir. Mekânın fiziksel ağırlığını "zihnin topografyasına" dönüştürmek, geleceğin tasarımcıları için daha şiirsel, sezgisel ve insan merkezli bir yol haritası sunmaktadır.